“Bilin ki her dalkavuk, kendisini dinleyenin sırtından geçinir.”1
La Fontaine, Karga ile Tilki (1668)
“Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı,
Söz ola ağulu aşı bal ile yağ ede bir söz.”2
Yunus Emre
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, haberlerin rüzgârdan hızlı dolaştığı bir ormanda Şimşir adında bir karga yaşarmış. Bir gün kocaman bir peynir parçası bulmuş. Bazı nimetlerin yükseklerde daha değerli göründüğünü düşünmüş; hem tadını çıkarmak hem de gururunu doyurmak için peyniri kapıp yüksek bir çam ağacının dalına konmuş.
Peynir o kadar büyükmüş ki tam o sırada oradan geçen kurnaz tilki Tayyare’nin gözüne çarpmış.
Kokuyu alan Tayyare gözünü kargaya dikmiş. Peyniri karganın gagasından zorla alamayacağını biliyormuş; ama ormanın eski sözünü de bilirmiş: “Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.” Bir kargayı dalından indirmek ise yılanı deliğinden çıkarmaktan kolay olsa gerek, diye düşünmüş. Ağacın altına gelip Şimşir’e övgüler yağdırmaya başlamış:
“Ooo, Sayın Karga! Ne kadar da muhteşem görünüyorsunuz! Tüyleriniz ne kadar parlak, duruşunuz ne kadar asil, bakışınız ne kadar heybetli… Eğer sesiniz de bu güzelliğiniz kadar muhteşemse, hiç şüphesiz siz bu ormanın kralısınız!”
Övgüleri duyan başka bir karga, ağaçların arasından başını göğe kaldırıp seslenmiş:
“Şimşir karga kardeş! O güzel sesinle emekliye de, asgari ücretliye de bir şarkı söyle! Bırak bütün orman duysun.”
Bu söz bir övgü müymüş, bir beklenti mi, yoksa görünmeyen bir sınav mı; kimse anlayamamış.
Şimşir kardeş gururla kabarmış. Ne kadar güzel bir sesi olduğunu bütün ormana göstermek için tam şarkıya başlayacakken gagasını açıp “Gak!” demiş. Peynir ağır ağır aşağı süzülmüş. Karga, gagasını açtığı anda peyniri çoktan kaybettiğini anlamış. Ormanın yaşlıları “Söz gümüşse sükût altındır” derlermiş; Şimşir ise o gün peynirle birlikte ikisini de yitirmiş.
Ne bağıran, ne övünen, ne de koşan tilki Tayyare, aşağıda sabırla beklediği yerden tek bir hamlede peyniri kapmış.
Fakat hikâye burada bitmemiş.
Tayyare’ye peyniri yemek yetmezmiş; onun asıl işi haber taşımakmış. Ama her haber aynı ağırlıkta değilmiş. Kaptığı peyniri bir kenara bırakıp gülümsemiş. Sonra hiçbir şey eklemeden, hiçbir şeyi eksiltmeden fısıldamaya başlamış: bir dala… bir kovuğa… bir yuvaya… Derken aynı söz, her ağızda biraz daha değişmiş.
Çalıların arasından, tüyleri gölge kadar koyu kargalar belirmiş ve bu kara haberi ormanın dört bir yanına fısıldamaya başlamışlar. Meğer bu kargalar masum birer kuş değilmiş. Ceket giymiş, kılık değiştirmiş, halkın umudunu söndürmek için yazılmış senaryoların kuklası olan gizli etki ajanlarıymış.
Ormanın en yaşlı baykuşu, kovuğundan bu telaşı izlerken Vergilius’un iki bin yıllık dizesini mırıldanmış: “Söylenti; ondan daha hızlı başka hiçbir kötülük yoktur. Hareket ettikçe güçlenir, yol aldıkça kuvvet kazanır.”3 Ormanda bir söz daha varmış: “Bir haber, sahibinden ayrıldığı anda onu anlatanın karakterini taşımaya başlar.”
Tilki Tayyare, peyniri yerden alıp yutmadan önce dönüp Şimşir’e şöyle demiş:
“Dalkavukluk gururun gıdasıdır. Gurur doyunca akıl aç kalır. Ben bu dünyada aç gezmem; çünkü benim karnımı, aklı aç kalanların gururu doyurur!”
Karga Şimşir yaptığı hatayı anlamış; utançtan ne yapacağını bilememiş, Amasya misket elması gibi kıpkırmızı kesilmiş. Bir daha kimsenin tatlı diline kanmayacağına yemin etmiş. Ama iş işten geçmiş…
Baykuş son kez kanatlarını açmış ve ormana, çok eski bir kitabın uyarısını hatırlatmış: “Eğer bir fâsık size bir haber getirirse, onu araştırın.”4
Masalın sonunda ormanda dolaşan herkes aynı soruyu sormaya başlamış:
Asıl tehlike bir peynirin düşmesi miymiş; yoksa düşen peyniri fırsata çevirip fısıltılarla bütün ormanı birbirine düşürenlerin kim olduğunu kimsenin sorgulamaması mı?
— son —
Notlar
-
Jean de La Fontaine, Le Corbeau et le Renard (Karga ile Tilki), Fables, I. kitap, 2. masal, 1668: “Apprenez que tout flatteur / Vit aux dépens de celui qui l’écoute.” Türkçesi yazarındır. ↑
-
Yunus Emre’nin beyti. Kaynak: BirGün, “Söz ola kese savaşı söz ola kestire başı”. ↑
-
Vergilius, Aeneis, IV. kitap, 174–175: “Fama, malum qua non aliud uelocius ullum: / mobilitate uiget uirisque adquirit eundo.” Türkçesi yazarındır. Kaynak: Dickinson College Classics, “Translating Rumor (Vergil, Aeneid 4.173–197)”. ↑
-
Kur’ân-ı Kerîm, Hucurât Suresi, 6. ayetin ilk cümlesinin anlamı. ↑